Son yıllarda video oyunu uyarlamalarının kötü şöhretinin sona erdiğini gösteren yapımlar öne çıkıyor. Netflix animasyonlarından canlı çekim korku filmlerine uzanan listede Pokemon, Fallout ve Arcane gibi yapımlar en iyi uyarlamalar arasında sıralanıyor.
Video oyunu uyarlamalarının kötü şöhretli dönemi sona ermiş görünüyor. Son yıllarda yayımlanan çok sayıda başarılı film ve dizi, sektördeki bu olumsuz algının kırıldığına işaret ediyor. Geçmişte vasat Tomb Raider filmleriyle yetinmek zorunda kalan ve canlı çekim Mario yapımlarıyla kabus gören izleyiciler için bu, dikkate değer bir değişim olarak değerlendiriliyor.
Netflix animasyonlarından canlı çekim hayatta kalma korku yapımlarına uzanan bir yelpazede, video oyunlarından uyarlanan en iyi 10 film ve dizi şu şekilde sıralanıyor:
10. Pokemon Detective Pikachu
Yapımda deneyimli İngiliz oyuncu Bill Nighy'nin efsanevi Mewtwo'ya ses vermesi, filmin keyifli yanlarından yalnızca biri. Tim (Justice Smith) ve Lucy'nin (Kathryn Newton) kayıp babayı arama macerası, dünyanın en büyük dedektifine yakışır bir gizemi ortaya çıkarıyor. Ryan Reynolds'un çekicilikle seslendirdiği Detective Pikachu, izleyiciyi Ryme City'de gezdirerek Pokemon dünyasına daha önce görülmemiş bir bakış sunuyor.
9. Devil May Cry
Capcom'un Devil May Cry serisi, gösterişli aksiyonuyla tanınıyor; oyunlardan uyarlanan Netflix dizisinin de platformda görülen en keskin animasyonlardan birine sahip olması bu nedenle sürpriz sayılmıyor. Şeytan avcısı Dante, komşu bir diyardan gelen cehennem tehditlerine karşı dünyayı korumakla görevlendiriliyor ve bunu yaparken binlerce kurşunu stil sahibi bir şekilde boşaltıyor. İlk sezon, kaynak materyalin talep ettiği türden çılgın bir finalle zirveye ulaşırken, Hoon Lee'nin canlandırdığı kötü karakter White Rabbit gösteriyi çalıyor. 2026'daki ikinci sezon ise odağı gizemli Vergil'e çeviriyor. Yapım hiçbir zaman ince bir anlatım sunmuyor ancak listedeki en iyi Netflix uyarlaması olmasa da eğlenceli olduğu kesin.
8. Sonic the Hedgehog 3
Yüzyılın başında Jim Carrey ile Keanu Reeves'in aynı filmde başrol oynadığı söylenseydi bu haber büyük heyecan yaratırdı. İkisinin Dr. Robotnik ve Shadow the Hedgehog'u canlandıracağı belirtilseydi kafa karışıklığı yaşanırdı ancak heyecan muhtemelen sürerdi. Sonic filmlerinin Carrey'i emekliliğinden çıkaran tek yapım gibi görünmesi her zaman şaşırtıcı olsa da, üçlemenin bu son filmi oyuncunun uzun süredir en iyi işlerinden bazılarını sunuyor. Sonic the Hedgehog 3, her yeni yapımla birlikte daha da iyileşen serinin en başarılı halkası olarak, Ben Schwartz'ın sevimli mavi kirpisi etrafındaki maceraların dozunu, absürtlüğünü ve kalitesini artırıyor.
7. The Last of Us
The Last of Us'ın prestijli bir televizyon uyarlamasına dönüşmesi kaçınılmaz görünüyordu; zaten özgün oyun da yapı itibarıyla bir diziye benziyor. HBO yapımının ilk sezonu bu beklentiyi büyük ölçüde karşıladı ve Pedro Pascal ile Bella Ramsey, sevilen karakterler Joel ve Ellie'nin rollerine uyum sağladı. Dizi bu noktada kalsaydı listede en üst sıralarda yer alabilirdi. Ancak The Last of Us Part 2'nin daha karmaşık kaynak materyalinin inişli çıkışlı bir yeniden anlatımının ardından, dizinin hikâyeyi tam anlamıyla hakkını vererek tamamlayıp tamamlayamayacağı belirsizliğini koruyor. Yine de yapımın kalitesi tartışılmaz; ilk sezonun kıyamet sonrası Amerika'sındaki yolculuk, son yılların en iyi televizyon anlarından ve bölümlerinden bazılarını sunuyor.
6. Resident Evil
Geçmişte Resident Evil'ın beyaz perde girişimleri çoğunlukla nitelikten çok nicelikle anılırdı. Ardından Zach Cregger geldi. Weapons ve Barbarian'ın yönetmeni, Capcom'un hayatta kalma-korku serisini kalıcı kılan özünü alıp 90 dakikalık kesintisiz bir aksiyona dönüştürdü. Filmin sürükleyici süresinin her anı, izleyicide gülme ya da çığlık atma gibi içgüdüsel bir tepki uyandırmayı hedefliyor; kimi zaman bu ikisini saniyeler içinde başarıyor. Bryan'ın Raccoon City'de geçen cehennem gibi gecesi, oyunlardan birini oynamanın nasıl bir his olduğunu önceki denemelerin hiçbirinin yakalayamadığı biçimde yansıtıyor. Korkutucu, komik, absürt; kısacası Resident Evil.
5. Cyberpunk: Edgerunners
Cyberpunk: Edgerunners, 2020 yapımı rol yapma oyununun Night City sokaklarını alıp çarpıcı animasyonu kadar etkileyici bir hikâye anlatıyor. Yapım, Mike Pondsmith'in türün temel taşı sayılan masaüstü oyununa dayansa da bir o kadar CD Projekt'in eserine yaslanıyor; koca şehir blokları ve karakterler bu prequelde yeniden çiziliyor. Başkarakter David ve çevresindeki karakterlerin iyi kurgulanmış olması sayesinde dizi, oyunun temalarını yer yer oyundan bile daha güçlü biçimde aktarıyor. CD Projekt'in dünyasına değer katan bir ekleme; çoğumuzun içinde kaybolduğu bir mekânın farklı gözlerden görünümü.
4. Castlevania
Netflix'in Castlevania dizisi dört sezonluk yayın hayatı boyunca istikrarlı biçimde başarılı oldu; oyunların hikâye anlatma kapasitesini yükseltti ve daha önce oynanış öncelikli tasarlanmış karakterlere yeni bir derinlik kazandırdı. İyi ile kötü arasındaki gri alanlarda ustalıkla gezinen yapım, tatmin edici finaline kadar farklı grupları ve motivasyonları işliyor. Hiçbir karakterin kaderinden emin olamadığı Game of Thrones yaklaşımını benimseyen dizi, Konami serisinin heyecan verici bir yorumu ve oyun uyarlamalarında nelerin mümkün olduğunun öncüsü olarak öne çıkıyor.
3. Arcane
Arcane'in ilk sezonunun göz alıcı yaratıcılığı ve samimi karakter işçiliği sayesinde çok sayıda yeni hayran, hiç beklenmedik bir biçimde League of Legends evrenine dâhil oldu. Riot'un MOBA oyunu elbette büyük ve sadık bir oyuncu kitlesine sahip; ancak geliştiricinin arena dışındaki işleri de etkileyici. Buna K/DA gibi sanal grupların akılda kalıcılığı ya da video oyunuyla ilgili olsun olmasın Netflix'in en iyi dizilerinden biri sayılan Arcane de dâhil. İkinci sezon, ilk bölümlerin ulaştığı astronomik seviyeyi tam olarak yakalayamamış olabilir; yine de animasyon stüdyosu Fortiche'in sanatçılığı ile isyan ve ihanetle örülü bir büyüme hikâyesi, bir video oyununun farklı bir mecraya en iyi aktarımlarından biri olarak duruyor.
2. Fallout
Prime Video dizisinin arkasındaki yazar ve yapımcılar, Bethesda'nın rol yapma oyunu serisini uyarlama konusunda hedefi tam on ikiden vurdu. Fallout oyun serisi her şeyden önce içinde geçtiği dünyayla ilgilidir; tuhaf karakterlerinden nükleer savaş sonrası mekânlarının garipliklerine kadar. Bu nedenle dizi için doğru hamle, oyunun hikâyelerinden birini yeniden anlatmak yerine çorak topraklarda dolaşmanın hissini yakalamak oldu. Şimdiye kadar, hayranların sevdiği ayrıntılarla dolu iki sezon izledik; bunlar yapmacık bir hayran hizmeti gibi hissettirmek yerine ünlü ikonları ve grupları kendi hikâyesini anlatmak için kullanıyor. Diziye verilebilecek en iyi iltifat, Fallout evreninin başka bir köşesinden çekilmiş, henüz oynamadığınız bir oyunu izliyormuş hissi vermesi. Kaynak materyaline saygılı ancak ona bağımlı değil; gerektiği kadar şiddetli ve komik.
1. Pokemon
Pokemon kültürümüze o kadar yerleşmiş durumda ki her şeyin nerede başladığını hatırlamak güçleşiyor. Çoğumuz için başlangıç, hevesli genç antrenör Ash Ketchum'un başrolde olduğu animasyon dizisiydi. Bazılarımız Game Boy oyunlarını oynamadan ya da okulda kart değiş tokuşu yapmadan önce dizinin ilk sezonlarını izledi; öyle ki orijinal animeyi bir video oyunu uyarlaması olarak düşünmemek neredeyse affedilebilir. Dizi kendi başına 1.300'den fazla bölüme ulaşan bir yapım hâline geldi.
Dizi, oyunlarla o kadar iç içe geçti ki zamanla birbirlerini etkilediler; özellikle 1990'ların ortası ve sonunda. Ash'in Squirtle, Charmander, Venusaur ve ekibiyle maceraları Pokemon Blue, Red ve Green'in çıkışı olmadan var olamazdı; ancak Pikachu dizinin yıldızı hâline gelmeseydi Yellow oyunu da hemen ardından gelmezdi. O dönemde büyüyenler için temel anılar yaratan bu yinelenen etki, bir kuşağın video oyunlarına ve Japon animasyonuna açılan kapısı oldu. Uyarlama olduğu neredeyse unutulacak kadar bariz olsa da Pokemon'un yarattığı büyük etki ve izlerken paylaşılan sevinç ve gözyaşları inkâr edilemez.